DÜNYAYI OTOSTOPLA GEZENLER ARTIK TÜRKİYE’YE UĞRAMADAN GEÇECEK!PİPPA BACCA OLAYINA FARKLI BİR BAKIŞ
Şu günlerde ispanya, Norveç ve Hollandalı, öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir grupla ilgileniyoruz. Dün Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı’nda çok güzel bir kokteyl oldu. Bağcılar Belediyesine bağlı okullardaki müdürler, öğretmenler ve belediye başkanının katılımıyla gerçekleşen toplantımızda çok hoş anlar kaydedildi. Projenin gerçekleşmesinde bel kemiği görevini gören sayın koordinatörümüz, her fırsatta projeyi gerçekleştiren bağcılar fatih ilköğretim okulu müdürüne özgüven, moral, ve bağlantı desteğini vermeyi ihmal etmiyordu. Bu sabah da Moral Fm radyosunda canlı yayındaydık ve okulun İngilizce öğretmeniyle beraber tercümanlık görevini yürütüyordum. Program çok renkli geçti. Program sunucusu ilk defa yabancıları konuk almıştı programına ve stüdyoda yaklaşık 10 kişi kadardık. Böyle bir ortamda sorulacak soruları ve konuşulacak konuları tahmin etmek zor olmasa gerek; ülkemizi nasıl buldunuz, gelmeden önce neler düşünüyordunuz, gidince neler anlatacaksınız gibi sorular… Müdür hanım projenin amacını çok anlamlı ve duygulu biçimde dile getirdi. Sayın koordinatörümüz de bu projelerin faydalarından ve nasıl bir tesir bırakacağından bahsetti. Sıra yabancılara gelmişti. Ben Hollandalı grubun konuşmalarını tercüme ediyordum, İngilizce öğretmeni olan arkadaşım da Norveç ve İspanya grubunun konuşmalarını tercüme ediyordu. Çok harikulade İngilizce bildiklerini söyleyemem fakat hislerini ve duygularını anlamak için suratlarındaki o küçük mimiklere bakmak yeterliydi.
Hiçbir dil başka bir dile kelimesi kelimesine çevrilemez. Anlamı tamamlamak için tercümanın ufak tefek eklemeleri olamazsa olmazlardandır. Genel olarak Türkiye’yi çok güzel bulduklarından ve Türk insanının sıcak kanlılığından bahsettiler. Fakat en son Norveçli minik konuşmacıya yöneltilen soru ve cevap çok etkileyiciydi. Kendisine burada en çok etkilendiğin şey ne diye sorulduğunda “camiler” olarak yanıtladı! Bu gerçekten enteresandı. Öğretmenleri de şaşırmışlardı. Hiçbirinden böyle bir cevap çıkmamıştı. Aslında bu grubun tercümanlığını arkadaşım yürütüyordu fakat bu cevap karşısında ben suskunluğumu daha fazla tutamadım ve sözü ben aldım: Camilerin nesinden hoşlandınız mimari yapısından mı yoksa farklı bir duygumu etkili oldu sizde? Cevabı çok etkileyiciydi sanki karşımda bir profösör var gibi hissettim o anda. Camilerin manevi havasından etkilenmişti. Küçük ve gayri Müslim bir çocuğun bunu söylemesi gerçekten üzerinde durulması gereken bir konuydu.
Değinmek istediğim bir başka husus da, müdür hanımın 38 kişilik grubu kendi evinde getirmesi ve çay ikram etmesi üzerine Avrupalı öğretmenlerin çok şaşırmaları ve mutlu olmalarıydı. Bundan birkaç hafta önce grup liderleri proje sahibi olan İspanyada buluşmuşlar ve içilen çay parasını bile herkes kendi vermişti! İşte Avrupa kültürüyle aramızdaki en temel fark burada başlıyordu. Onlarda misafirperverlik anlayışı yok denecek kadar az, her konuda aşırı rahatlıkları söz konusu fakat bireyleri birbirlerine karşı son derece saygılı, dürüst ve güler yüzlüler!
Biz Türklere gelince; misafirperverlikte dünyada üstümüze kimse yoktur fakat iş misafirlikten çıktığı zaman olaylar farklı boyutlara uzanabiliyor. Geçen hafta ülkemizin gündemine oturan Pippa Bacca olayı! İtalya'dan yola çıkıp İsrail'e kadar otostopla bir başına gitmek, kim ne derse desin "kadın başına" yollara düşmek, yabancılara karşı önyargılı davranmamak ve küçük de olsa bir barış seyahatini tek başına tamamlamaktı amacı. Yolculuğu Gebze’de noktalandı. En utanç verici şekilde!
Kendi evlatlarımızı yetiştirirken onlara, bilhassa oğullarımıza, kadınlara saygı duymayı öğretmek; yetişen kuşakların kadını etten bedenden ibaret görmemeleri için elden geleni yapmak hepimizin boynunun borcu. Keza aşkı yasaklamamak, tecavüz olaylarında kadınları suçlamaktan vazgeçmek, sırf "namus kurtarma" adına kadınları tecavüzcüleriyle evlendirmemek, yasaları duyarlılıkla düzenlemek ve tatbik etmek, gençleri ezmemek, gençlerin üzerinde baskı kurmamak gene hepimizin ortak sorumluluğu. Tüm bunlarla İtalyan sanatçının ölümü arasında bağ yok mu dersiniz? Bu tür olayların kültürümüzde ve medeniyetimizde asla ve kata yeri yoktur.
Artık bazı şeylerin farkında olmaktan vazgeçip harekete geçmemiz gerekiyor. Gerek devlet olarak gerekse sivil toplum kuruluşları olarak üzerimize ciddi görevler düşüyor. Sivil toplum faaliyetlerinin ülkemizde gerekli büyümeyi gösterememiş olması da başka bir yazının konusu. Ses getiren kuruluşlara baktığımızda akla Genç Siviller’ den başka bir kuruluş gelmiyor.
Ülkelerin, toplumların, medeniyetlerin değişimleri 3-5 senede olmaz. Bunun için geniş bir zaman dilimi gerekmektedir. Türkiye de değişim sürecindedir ve bu süreç son 5-6 yıldır A.B. reformları bahanesiyle hız kazanmıştır. Önümüze baktığımızda ileriyi çok parlak göremiyorum biraz bulanık bir tablo var sanki. Bu bulanıklıktan ülkemiz ve milletimiz adına güzel durumların yeşermesini ümit ediyoruz.
20080426
PİPPA BACCA OLAYINA FARKLI BİR BAKIŞ
Etiketler:
a.b.,
avrupa,
avrupa birliği,
genç siviller,
gençlik projeleri,
medeniyet,
pippa bacca,
toplum
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder