Dün rahmetli Turgut Özal’ın(1927-1993) ölüm yıldönümüydü. 45. ve 46. hükümetlere başbakanlık yapmış ve ardından da 8. Cumhurbaşkanlığı görevi sırasında hayata gözlerini yummuştur. Kendisi mühendis siyasetçi ve devlet adamıdır.askerliği sırasında devlet planlama teşkilatının kuruluşunda görev almıştır. 65 seçimlerinde Demirel’e danışmanlık yapmıştır. 12 mart muhtırasından sonra dünya bankasında danışmanlık görevinden sonra 73 yılında yurda dönen Özal sabancı holding de dahil olmak üzere çeşitli firmalarda yöneticilik yapmıştır. 80 askeri darbesinden sonra bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülent Ulusu Hükümeti'nde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığı görevini yürütmüştür fakat 22 ay sonra bu görevinden istifa eder. Hemen ardından Anavatan Partisini kuran Özal 83 seçimlerinde 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 milletvekili çıkararak başbakan olur. 87 seçimlerinde 292 milletvekili çıkararak 46. hükümetin de başbakanı olur. Adnan Menderes'le başlayan serbest piyasa ekonomisine geçişi ve Amerika'ya yanaşma politikasını daha ileri bir boyuta taşımıştır. Cumhurbaşkanlığı tarihinin en önemli olayı körfez savaşıdır. Turgut Özal'ın ölüm tarihi, Süleyman Demirel'in 21 Ekim seçimlerinde "500 günde herkese 2 anahtar" (biri ev, biri araba için) vaadiyle iktidara gelmesinden 533 gün sonra gerçekleşmiştir. Dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Turgut Özal ile de yakın dost olan George H. W. Bush beklentilerin aksine cenaze törenine katılmamıştır. İstanbul'da Adnan Menderes anıtının karşısında özel bir anıtta toprağa verilmiştir.
Bir suikasta kurban gitmiş olabileceği de yıllardır tartışılmaktadır. Özellikle karısı Semra Özal bu konuyu dile getirmektedir.
Ülkemizde ve dünyada kimilerince çok sevilen hatta kurtarıcı olarak görülen rahmetli Özal bazı kesimler tarafından da pek sevilmezdi.Milliyetçiler onun milliyetçi tarafını severlerdi liberaller de liberal tarafını öne çıkarırlardı.Kemalist kesim ise onu sevmezdi hala da sevmez çünkü o dindarları seviyordu ve onların gözünde şeriatçıydı!komünistler de onu sevmeyenler arasındaydı.”trenler komünist işidir” sözü akıllarda yer edinen sözler arasındadır. batılılar için yazdığı "Avrupa'da ki Türkiye" isimli kitabında "Türk; imanının laikliği zedelemediğini ve kendisinin akilli olmasını engellemediğinin şuurundadır. Günlük hayatta Avrupalı hıristiyanla müslüman Türk arasında hiçbir fark yoktur. Böylece batı ile islam arasında bir sentez gerçekleştirilmiş oldu. Bu sentez Türk'ün benlik krizine son verdi. Ben inanan ve her yeniliğe açık birinsanim. Benlik meselem olmadığından ne kendi kültürümü savunma, ne de kendimi bir ideolojiye veya aşırı bir milliyetçiliğe bağlama
ihtiyacını bile hissetmem.”
Aslında 12 mart darbesi olmasaydı Özal başbakan olamayacaktı ve Demirel’in arkasında danışmanlarından biri olarak kalacaktı diyebiliriz.Aynı şekilde 27 mayıs müdahalesinde Bayar ve Menderes hükümetinin devrilmesi üzerine Demirel de Adalet Partisiyle sahada yerini almıştı.Belki de Türkiye cumhuriyetinde Mustafa Kemalden sonra en büyük devrimci diyebiliriz Özal’a .Devletçiliğin yerine serbest ekonomiye yön vererek ülkemize dövizin ve ithal malların girişini kolaylaştırmıştır.
Ülkemizin Özal gibi kendini yetiştirmiş birikimli donanımlı “izm”lerden uzak yeniliğe açık ufku görebilen ve resmedebilen gençlere ve devlet adamlarına ihtiyacı vardır.Rahmetli Özal’ı ölümünün 15. yıldönümünde saygıyla anıyoru
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder